Tüketimle alevlenen kaynak kıtlığı çevreyi tehdit ediyor

Hüseyin VATANSEVER

Küresel boyuttaki çev­re sorunları, çok önemli uyarı işaretleri ile insan­lığın geleceği için harekete geçil­mesi gerektiğini gösteriyor. İk­lim değişikliği, doğal kaynakların tükenmesi, su kıtlığı ve biyolojik çeşitlilik kaybı gibi çevresel so­runlar nedeniyle insanlık son yıl­larda, bu sorunlarla mücadele et­mek için tarihinin en büyük mey­dan okumasıyla karşı karşıya… Fosil yakıtlardan kaynaklanan küresel ısınma ile atmosferde­ki karbondioksit (CO2) miktarı arttı ve küresel sıcaklık endüstri öncesi dönem ile kıyaslandığın­da 1,15 oC yükseldi. Dünyada at­mosferdeki CO2 miktarının gü­nümüzdeki kadar yüksek olduğu en son dönem 4 milyon yıl önce­sinde yaşanmıştı ve bu dönem yı­kıcı etkiler göstermişti. Ek ola­rak sera gazları emisyonundaki artış küresel ısınmayı tetikliyor. Yakın geçmişte bu artışın yıkıcı sonuçları, orman yangınlarının olağan üstü boyutlara ulaşmasıy­la görünür hale geldi. Diğer yan­dan küresel ısınma, kutuplarda ve Grönland’daki buzulların eri­mesi, Amazon yağmur ormanla­rının giderek tahrip olması gibi sonuçlar doğuruyor.

Dünya Doğayı Koruma Vak­fı (WWF) tarafından 2020 yılın­da yayımlanan Yaşayan Gezegen Raporu’na göre memelilerin, ba­lıkların, kuşların, sürüngenlerin ve amfibilerin nüfusunda 1970 ile 2016 arasında ortalama yüz­de 68’lik bir düşüş yaşandı. Ra­porda bu biyolojik çeşitlilik kaybı çeşitli nedenlere bağlanıyor ol­sa da temel olarak arazi kullanı­mı değişikliği, ormanlar, otlak­lar, mangrovlar gibi doğal yaşam alanlarının tarım sistemi içine katılarak tahrip edilmesi göste­riliyor. Tüketim ve yoğun kaynak kullanımı, kirlilik ile birleştiğin­de sorunların giderek büyüyeceği ön görülüyor.

Sürdürülebilir kalkınma sağlıklı çevre ile mümkün

Çevre sorunlarının farkında olmak ve bu sorunlara karşı ön­lemler almak giderek önem kaza­nıyor. Atılacak küçük adımların dahi büyük dönüşümleri başlata­cağı bilinciyle Birleşmiş Millet­ler (BM) öncülüğünde ilan edi­len Dünya Çevre Günü, 1973’ten günümüze her yıl düzenli olarak bir tema etrafında düzenleniyor. Çevre sorunları üzerine küresel boyutta farkındalık kazandırma gayesiyle BM; bütün kurum ve ku­ruluşları çevre sorunları karşı­sında harekete geçmekte cesaret­lendirmekte bir araç olarak bu gü­nü bir kaldıraç olarak kullanıyor. Sürdürülebilir Kalkınma Amaç­ları’nın (SKA) Ocak 2016’da yü­rürlüğe girmesiyle bu gün aynı za­manda SKA’nın çevresel boyut­larının vurgulandığı bir platform olarak da anlam kazandı.

Plastik kirliliği en büyük çevre sorunları arasında

Bu yıl Fildişi Sahilleri’nin ev sahipliğini üstlendiği kutlama­ların temasını “Plastik Kirliliği­ne Karşı Çözümler” oluşturuyor. Fildişi Sahilleri yeniden kulla­nılabilir paketleme ürünlerinin kullanımını desteklemek ama­cıyla 2014 yılında plastik poşet kullanımını yasaklamasıyla di­ğer ülkelere örnek oldu. Ülkenin en büyük şehri ve eski başkenti Abidjan, bu uygulama ile birlikte plastik kirliliğini önlemek iste­yen start-up’lar için bir merkez haline geldi.

Dünya genelinde her bir daki­kada bir milyon plastik şişe ve her yıl 5 trilyon adet plastik poşetin satıldığı tahmin ediliyor. Toplam plastik üretiminin yarısı tek kul­lanımlık plastiklerden oluşuyor ve bu ürünler kullanıldıktan he­men sonra atılıyor. Çapı 5 mili­metreden küçük plastik parçalar olarak tanımlanan mikro plastik­ler de dahil olmak üzere plastik­ler, artık doğanın en ücra köşele­rinde dahi karşımıza çıkıyor.

Yılda 400 milyon ton plastik atık

Plastik üretiminin sınırlı olduğu 1950 ve1970’li yıllar arasında plastik atık yönetimi günümüze göre daha yönetilebilir boyuttaydı. Ancak 1970 ve 1990’lı yıllar arasında plastik üretimindeki artışın yansımasıyla plastik atıkların oluşumu da üç kat arıtış gösterdi. 2000’li yıllara gelindiğinde oluşan plastik atık miktarı önceki 40 yıllık dönemdeki miktarı aşmıştı. Bugün ise her yıl yaklaşık 400 milyon ton plastik atık ortaya çıkıyor. 1970’li yıllardan itibaren plastik üretimi çok hızlı büyüme gösterdi. Eğer tarihsel süreçteki artış eğilimi böyle devam ederse küresel plastik üretiminin 2050 yılına kadar 1 milyar 100 milyon tona ulaşacağı tahmin ediliyor.

Türkiye’de hedef yılda 40 poşet

Türkiye’de atılan adımlar arasında en bilineni plastik poşetlerin ücretlendirilmesi uygulaması oldu. Halkın tepkiyle karşılamasına rağmen 1 Ocak 2019’da başlayan uygulama sonrasında kişi başına yıllık plastik poşet kullanımının 440 adeti bulduğu ülkemizde tüketim önemli ölçüde azaldı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre Avrupa ortalamasının hayli üstünde plastik poşet kullanımı olan Türkiye’de AB ile uyumlu olacak şekilde 31 Aralık 2025’e kadar kişi başına yılda kullanılan plastik poşet sayısının 40’a düşürülmesi hedefleniyor. Ağustos 2022 verilerine göre Türkiye’de plastik poşet kullanımı yaklaşık yüzde 65 azaldı ve plastik poşet kaynaklı 550 bin ton plastik atığın oluşması engellendi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir